Trakya Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Müzelerden Sorumlu Rektör Danışmanı Enver Şengül, üniversite yönetiminde stratejik iletişimin kurumu ayakta tutan “görünmez altyapı” olduğunu belirterek, kriz anlarında sessiz kalmanın bilgi kirliliğini artırdığına dikkat çekti.
Trakya Üniversitesi Kurumsal İletişim ve müzelerden sorumlu Rektör Danışmanı Enver Şengül, üniversite yönetiminde iletişimin kurumsal stratejilere nasıl yön verdiği üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Kariyerinde TRT ve Hürriyet Gazetesi gibi kurumlarda gazetecilik geçmişi bulunan; sanat tarihçiliği, müzecilik ve yöneticilik yapan Şengül, aynı zamanda Avrupa Müze Ödüllü Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nin de müdürlüğünü yürütüyor. Deneyimli yönetici, stratejik iletişimin kriz yönetiminden Z kuşağıyla etkileşime kadar pek çok alandaki kilit rolünü paylaştı
İletişim, Kurumu Ayakta Tutan Görünmez Altyapıdır
Şengül’e göre bir lider için doğru iletişim, yalnızca karşı tarafa bilgi aktarmaktan ibaret değil; anlam üretmek, güven inşa etmek ve kurum içinde ortak bir yön duygusu oluşturmaktır. İletişimin liderliğin görünür yüzü olduğunu vurgulayan Şengül, “Ne söylediğiniz kadar ne zaman, nasıl ve hangi niyetle söylediğiniz de belirleyicidir” diyerek mesajın netliğine ve tutarlılığına dikkat çekiyor.
Özellikle üniversiteler gibi akademisyenlerin, öğrencilerin, idari personelin ve dış paydaşların bir arada bulunduğu çok katmanlı kurumlarda iletişim, her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor. Şengül bu yapıyı, “Üniversitelerde iletişim, kurumu ayakta tutan görünmez altyapıdır” sözleriyle özetliyor.
Yönetici Bir ‘Denge Kurucu’ Değil, ‘Anlam Kurucu’ Olmalı
Kurumların nihayetinde bireylerin etkileşiminden oluştuğunu ve iletişimin kurumsal hedeflere ulaşmada bir kaldıraç görevi gördüğünü belirten Şengül , kendi iletişim tarzını sevgi, saygı ve diyalog üzerine inşa ettiğini dile getiriyor. İletişimi sadece bir yetkinlik değil, bir karakter meselesi olarak gören deneyimli danışman , yöneticilerin farklı beklentilere sahip kitleler arasında bir ‘denge kurucu’ olmaktan çok bir ‘anlam kurucu’ rolü üstlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Kriz Anlarında Sessizlik, Söylentiyi Büyütür
Röportajın en dikkat çeken kısımlarından biri de kriz yönetimi üzerineydi. Sosyal medyanın en temel hastalığının “bilgi kirliliği” olduğunu ifade eden Şengül , kurumsal iletişimcilerin hızlı ama disiplinli bir refleks göstermesi gerektiğini vurguluyor.
En sık yapılan hatanın “tam emin olalım sonra konuşalım” diyerek sessiz kalmak olduğunu belirten Şengül, bu boşlukta söylentilerin büyüdüğünü ifade ediyor. Başarılı bir kriz yönetiminin sırrını ise şu sözlerle açıklıyor: “Tüm detaylar hazır olmasa bile ‘durumu biliyoruz, inceliyoruz, şu anki bilgiler bunlar’ demek bile kontrolü ele alır.” Bu süreçte, Rektörlük makamıyla arasında kurulan sarsılmaz güven ortamının da karar alma mekanizmalarını büyük ölçüde hızlandırdığını sözlerine ekliyor.
Z Kuşağına Ulaşmanın Yolu “Deneyim Tasarımı”
Yeni nesil (Z kuşağı) öğrencilerle iletişim kurmanın formülünü de paylaşan Şengül, tek yönlü ve resmi bir dilin artık işe yaramadığını belirtiyor. Uzun metinler yerine görsel, kısa ve samimi içeriklerin ön plana çıktığını vurgulayan Şengül , iletişimin artık içerik üretmekten çıkıp bir “deneyim tasarımına” dönüşmesi gerektiğini savunuyor.
Kamu kurumlarında stratejik iletişim, kurumsal hedeflere ulaşmada ve krizleri yönetmede temel bir güç olmaya devam ediyor.
